15/3/2007 - 80 li yıllarda çocuk olmak

scorpions'tan wind of change şarkısını ıslıkla çalmayı bilmek ama hiç bir zaman başarılı sonuç elde edememek... trt'de yakari çıktığı zaman sevinç çığlığı atılır, okul bahçesinde ki kaygan zeminde michael jackson yürüyüşü yapılırdı. aslında yaptığımız yürüyüş bi bokada benzemezdi. mermerin altını sabunlayıp en dik yokuşlardan kayılır, kafa göz patlatılır, diz kapağımızda her daim yara kabuğu olurdu. televizyonlu sakızlar satılırdı bakallarda. aslında sakız televizyonlu değildi ama arkasında öyle yazardı. sakızın içinden resim çıkardı. hafifçe oynattığımızda resim değişirdi. bu durum karşısında gereksiz bir heyecan yaşardık. sigara şeklinde sakızlar vardı. onlardan alıp sigara içiyormuş gibi yapardık. kantinden simit alıp önce kenarlarını kemirir, sonra kalan parçalarını yerdik. sandviç ve hamburger satılmazdı o zamanlar. zaten satılsa bile almazdık. o yıllarda nescafe 3'ü 1 aradada yoktu ama metin ali feyyaz'ımız vardı. fenerbahçe li olduğum için bu 3'lüden nefret etmem gerekirdi ama onlar bizim abilerimizdi. hele galatasaray ın monaco yu yendiği gece bi ağlayışım vardı ki of of... aslında ağlamamın galatasaray la bir ilgisi yoktu. maçın oynandığı esnada halının üzerinde oyuncaklarımla oynarken prekazi gol atmış, beşiktaşlı olan ev halkı birden ayaklanıp çılgınlar gibi zıplarken, benim en sevdiğim oyuncak arabamı kırmışlardı. daha sonra dedem bizi arabayla dışarı çıkarmış ve saatlerce kornaya basmıştık. o gece ilk defa o kadar geç yatmıştım. zaten o yıllarda ezeli rekabet yoktu. ramazan aylarında arkadaşlarla evlerden para alıp, bütün paramıza pide alırdık. daha sonra mahalle aralarında "iftarlııık pideleeer,pideler iftarlııık" diye bağırıp satardık. 30 pide satmışsak 3 pide kazancımız olurdu. kazandığımız pideleride mahallede arkadaşlarla bölüşür yerdik. pazar geceleri banyoya girme zorunluluğu vardı. haftada bi kez mahalleye sinek ilaçlama aracı uğrardı. köşeden döner dönmez aracın peşinden koşardık ama hiç bir zaman onu geçmezdik. çünkü saygılıydık. yağmur yağınca gökkuşağı çıkar, biz yine koşardık. gökkuşağının başlangıç noktasında bir kese altın olduğuna inanırdık. sizin mahallenizdede varmıydı bilmiyorum ama bizim mahallemizde böyle bir söylenti vardı. susam sokağını izledikten sonra sokağa çıkar kritiğini yapardık. birisi ciddi bişey annattığı zaman yemin et derdik. yemin ederdi ve sonrasında göbek at,yere yat,kuyruk salla derdik. dikdörtgen bir tahtanın üzerine 35-40 tane çivi çakıp bozuk parayla maç yapardık. akülü arabamız yoktu ama dolma teker kontra bisikletimiz vardı. bir de mikasa futbol topumuz vardı. aslında kimse sevmezdi o topu ama hiç birimiz itiraf etmezdi. mikasa yı sevmezdik çünkü çok sertti. fakat mikasa denilince hayat dururdu. kısacası 80 li yıllarda çocuk olmak demek "hala hoop tereyağlı ballı ekmek" demekti... 
|